|
SUNUŞ
Türk Millî Eğitim Sistemi
açısından Cumhuriyetin ilk yıllarından
itibaren düzenlenen millî eğitim
şûralarının önemi herkes tarafından
kabul edilen bir gerçektir. İlk kez,
1921 yılında Maarif Kongresi adıyla
Ankara’da düzenlenen ve Atatürk’ün
bizzat cepheden gelerek açılışını
yaptığı millî eğitim şûraları; 1923,1924
ve 1925 yıllarında toplanan Heyet-i
İlmiye çalışmaları ile devam etmiştir.
Bugünkü adıyla millî eğitim şûralarının
ilki ise 1939 yılında yapılmıştır.
7 yıl aradan sonra, 13-17
Kasım 2006 tarihlerinde düzenlenen 17.
Millî Eğitim Şûrasında eğitim
sistemimiz, kademeler arası geçişler,
yönlendirme ve sınav sistemi ile
küreselleşme ve AB sürecinde Türk eğitim
sistemi boyutlarıyla değerlendirildi.
Şûrada, her biri kendi alanının uzmanı
olan katılımcılar, millî eğitimimizin
sorunları ile ilgili görüşlerini
demokratik bir ortamda dile getirme
olanağı buldular.
Davet edilen yaklaşık 850
kişinin tamamına yakınının
onurlandırdığı şûraya katılanların %
14.55’i tabii üyelerden, % 36.49’u MEB
mensubu resmî-özel kuruluş
temsilcilerinden, % 17.09’u
akademisyenlerden, % 10.97’si sivil
toplum kuruluşları temsilcilerinden, %
10.97’si diğer kamu kurumları
temsilcilerinden, % 6.24’ü yerel yönetim
temsilerinden ve % 3.70’i de yurt
dışından gelen temsilcilerden
oluşmuştur. 17. şûra daha önce yapılan
şûralarla karşılaştırıldığında,
akademisyenlerin ve eğitim bilimleri
uzmanlarının oransal olarak en yüksek
oranda temsil edildikleri bir şura
olmuştur.
Eğitimle ilgili model
arayışlarında, alışılmış neden sonuç
ilişkilerini ileri sürerek yapılan
değerlendirmeler eğitim adına çözümler
üretmeyi engellemektedir. Eğitimin
niteliğiyle ve niceliğiyle ilgili
sürdürülebilir iyileştirmeleri sağlamak
istiyorsak basit neden sonuç
ilişkilerinin dışına çıkmak zorundayız.
Şûrada alınan kararları da bu şekilde
değerlendirmemizde yarar vardır.
Eğitim sistemimizin
aksayan yönlerini düzeltmeye yönelik
sıkça tekrarlanan önerilerin şura kararı
haline getirilmesi çok önemlidir.
Dolayısıyla bu şurada da yıllardır dile
getirilen önemli eğitim sorunlarının
çözümü için önerilerin sunulmuş olmasını
şûranın önemli bir başarısı olarak
görmek gerekir.
Şûraya katılan değerli
üyeler, Atatürk’ün işaret ettiği yol ve
odaklandığı amaçlar doğrultusunda
çalışmalarını başarıyla tamamladılar ve
eğitim sistemimizin geleceğine yön
verecek nitelikte gerekli önerileri
sundular. Talim ve Terbiye Kurulu olarak
görevimiz, eğitim sistemimizi
geliştirecek uygulanabilir nitelikte
olan kararların hayata geçirilmesi için
yapacağımız çalışmalarla devam
etmektedir.
Büyük Önder Atatürk’ün,
“En mühim ve feyizli vazifelerimiz,
millî eğitim işleridir. Millî eğitim
işlerinde mutlaka muzaffer olmak
lazımdır. Bir milletin hakiki kurtuluşu
ancak bu suretle olur.” sözlerinin ışığı
altında, 17. Millî Eğitim Şûrası
kararlarının milletimize hayırlı
olmasını diliyorum.
Saygılarımla.
Prof. Dr. İrfan ERDOĞAN
Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı |