<<< Geri   

  Anasayfa
     GÜNCEL

  1. Ortaöğretime Geçiş Sistemi Üzerine Bazı Mülahazalar

  2. Ortaöğretime Geçiş Sistemi(OGES) ve Bu Çerçevede Yapılan Yeni Düzenlemeler

  3. 24 Kasım Öğretmenler Günü Kutlama Mesajı

  4. 10 Kasım Atatürk'ü Anma Günü Mesajı

  5. Cumhuriyet Bayramı Kutlama Mesajı

  6. Ortaöğretim Programları Yenilendi

  7. Yeni Eğitim ve Öğretim Yılı Mesajı

  8. Medya Okur Yazarlığı

  9. Ölçme ve Değerlendirme Uygulamalarında Yeni Değişiklikler

  10.  Eğitime Yeni Bir Soluk: MÜZELER

  11.  "Eğitim Sistemimiz Üzerine Bazı Mulâhazalar" Konulu Yazısı


 

Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı
               Sayın Prof. Dr. İrfan ERDOĞAN'ın
 

17. MİLLİ EĞİTİM ŞÛRASI AÇILIŞ KONUŞMASI

Sayın Başbakan Yardımcımız, Sayın Milli Eğitim Bakanımız, Sayın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanımız, Şûranın Değerli Üyeleri, Değerli Katılımcılar ve İzleyiciler, Basınımızın Değerli Mensupları;

17. Millî Eğitim Şûrasının Genel Kurul çalışmalarına hoş geldiniz.

Ülkemizi 21. yüzyıla taşıyacak olan Milli Eğitim Sistemimizin geleceğine yön vermek üzere önde gelen eğitimcilerimizle, kamu ve sivil toplum kuruluşlarımızın değerli temsilcileri ile bir araya gelmiş bulunmaktayız.

Büyük önder Atatürk Sakarya Harbi’nin yaşanmakta olduğu ve düşman askerlerinin Eskişehir’e kadar dayandığı günlerde 16-21 Temmuz 1921 tarihinde Ankara’da Maarif Kongresini toplamış ve kendisi de bizzat cepheden gelerek açılışını yapmıştı.

Ulu önderimiz açılış konuşmasında; “millî bir terbiye programı”, “eğitim örgütünün verimli kılınması”, “öğretim ve eğitim yöntemlerinin ulusu kalkındırmak için yetersiz kaldığı”,  “programların ve kitapların hurafelerden, yabancı fikirlerden, dış etkilerden arındırılıp ulusal karakterimiz ve tarihimizle uyumlu içeriklere kavuşturulması”, “çocuklarımıza yabancı unsurlarla bilinçli mücadele fikrinin aşılanması”, “eski yöntemlerin tamamen bırakılarak yeni bir sanat ve marifet yolu çizilmesi”, “milleti yetiştirmenin kutsal bir görev olduğu” gibi hususlarda verdiği direktiflerle yeni kurulmakta olan Türkiye Cumhuriyetinin eğitim stratejilerini göstermişti.

85 sene sonra bir araya geldiğimiz 17. Milli Eğitim Şurasında da aynı ruhun, heyecanın ve kararlılığın yaşanmasını temenni ediyorum.  

Sayın Katılımcılar ve Değerli Misafirler,

İlköğretim sonrası eğitim kurumlarından vatandaşların ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde yararlanacakları, eğitimleri süresince, bu doğrultuda çeşitli programlara veya okullara yöneltilerek yetiştirileceği ve eğitimin bu yöneltmeyi gerçekleştirecek biçimde düzenleneceği hususları Milli Eğitim Temel Kanunu’nun temel ilkelerindendir. Bu ilkelerin günümüz koşullarında nasıl gerçekleşebileceğinin tartışılması ve en uygun yönlendirme yöntemlerinin bulunması gerekmektedir.

Eğitim ve öğretimde değerlendirmenin sadece “sonuç odaklı” değil aynı zamanda “süreç odaklı” hale getirilmesinin taşıdığı önem nedeniyle özellikle eğitim kademelerinde kazanılan yeterliklerin kademeler arası yönlendirme ve geçişte nasıl değerlendirileceğinin belirlenmesi de önem taşımaktadır.

Ayrıca, uluslar arası ilişkilerdeki gelişmeler ve AB üyelik sürecinde çocuklarımızı ulusal ve evrensel standartlara uygun olarak yetiştirmek ve onları rekabet edebilir hale getirebilmek için eğitimsel süreçlerde uygulanabilecek stratejilerin de  belirlenmesine ihtiyaç duyulmaktadır.

Bu nedenlerden dolayı;

Bugün burada, onurlandırdığınız 17. Millî Eğitim Şûrası’nın gündemini; “Türk Millî Eğitim Sisteminde Kademeler Arası Geçişler, Yönlendirme ve Sınav Sistemi ile Küreselleşme ve Avrupa Birliği Sürecinde Türk Millî Eğitim Sistemi” oluşturmaktadır.

Türk milli eğitim sistemi okulöncesinden yükseköğretime kadar birbirini takip eden kademelerden oluşmaktadır. Sistem düşüncesinin gereği olarak eğitim kademelerini bir diğerinden ayrı düşünmemek gerekir. Çünkü okulöncesi, ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim kademelerinin her biri, bir diğerinin işlevini doğrudan etkileyen bir çevrim içindedir. Bu bağlamda, yine sistem teorisinin gereği olarak okulöncesinden İlköğretime, ilköğretimden ortaöğretime ve ortaöğretimden yüksek öğretime geçişlerin ve bağlantıların en işlevsel hale gelecek şekilde ele alınması gerekmektedir.

Türkiye, AB ile bütünleşmeyi bir dönüşüm projesi olarak harekete geçirmiş bulunmaktadır. Bu bütünleşmenin Türkiye’nin yararına olması için özellikle eğitimde hem düşünsel anlamda hem de pratik düzeyde bir seri çalışmaların yapılması gerekmektedir. Avrupa Birliği’ne giriş bağlamında bu şurada bir araya gelen eğitimcilerimizin, yüz yüze kaldığımız bu gelişmeler karşısında bizi geleceğe taşıyacak bir vizyon ortaya koyacaklarına ve inanıyorum. 

Bu çerçevede her eğitim sisteminin, kendi kültürü ve koşulları olan bir toplumsal yapının ürünü olduğu gerçeğini göz ardı etmeyerek dış kaynaklı eğitim yaklaşımlarını transfer ederken dikkatli olmalıyız; başka ülkelerin eğitim modellerini aynen almaktan ziyade, Atatürk devrimlerinde olduğu gibi kendi koşullarımız içinde değerlendirerek bize özgü hale getirmeliyiz.

Eğitim sistemimiz nicel açıdan büyük gelişme göstermiştir ancak özellikle zorunlu eğitim kapsamı dışında kalan okulöncesi, ortaöğretim ve yükseköğretim kademelerindeki okullaşma oranları yeterli düzeyde değildir. Okullaşma oranlarındaki yetersizlikler nedeniyle özellikle bir sonraki kademeye geçişin yarattığı stres ve kaygı bir önceki eğitim kademesindeki eğitim ve öğretimi olumsuz yönde etkilemektedir. Dolayısıyla özellikle yükseköğretim düzeyindeki okullaşma oranının sadece talebe cevap vermek için değil, aynı zamanda ortaöğretimde gerçekleştirilen eğitim ve öğretimin verimli bir şekilde sürdürülmesi için de yükseltilmesi önem taşımaktadır. 

Eğitimle ilgili model arayışlarında alışılmış neden sonuç ilişkilerini ileri sürerek yapılan değerlendirmeler eğitim adına çözümler üretmeyi engellemektedir.  Unutmayalım ki “A yapılırsa B olur” önermesi eğitimde bazen geçerli olmayabilir.  Bu bağlamda eğitimde yaşanan derslik sıkıntısı, öğretmen ve okul sayısı gibi kaynak yetersizliğine dayalı sorunları çözebilmek için de sadece sayıyı arttırmaya ve oranları iyileştirmeye yönelik yöntemlere başvurmanın kalıcı bir çözüm getiremeyeceğini kabul etmeliyiz. Eğitimin niteliğiyle ve niceliğiyle ilgili sürdürülebilir nitelikte iyileştirmeleri sağlamak için daha farklı modelleri geliştirmemiz ve uygulamamız gerekir.  Eğitimle ilgi güncel sorunları da bu hassasiyetle ele almak ve çözmek durumundayız. Öyle ki; eğitimde öğretmen mi, öğrenci mi, yerellik mi merkezilik mi gibi ikilemler etrafında uç duruşlar sergilemeden, hem öğrencinin, hem de öğretmenin aktifliğinin değerli olduğu, hem ulusal birlik ve beraberliğin gerektirdiği merkezilik, hem de durumsallığın gerektirdiği yerellik vurgusuna yeteri kadar yer veren esnek ve kapsayıcı bakış açılarına imkan vermeliyiz.   

Sayın Üyeler ve Değerli Misafirler,

17. Millî Eğitim Şûrası yoğun bir emek ve çaba ile gerçekleştirilen ön çalışmalar ile temellendirilmiştir.  Gündemi oluşturan konuların toplumun geniş kesimlerinin katılımıyla belirlenmesini takiben, ilk önce 08-16 Haziran 2006 tarihleri arasında Ankara’da ön komisyon çalışmaları yapılmıştır.

Daha sonra 81 ilimizde oluşturulan il ve bölge komisyon çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Bütün bu ön komisyon çalışmalarında elde edilen görüşler raporlaştırılarak Şûra üyelerimize sunulmuştur.

Bugün burada açılışını yaptığımız, Şûra Genel Kurulu’na katılan üyelerin yüzde 30’u Millî Eğitim Bakanlığı mensuplarından, yüzde 70’i ise diğer kamu ve özel kurum, kuruluş ile sivil toplum temsilcilerinden oluşmaktadır.

Şuraya sağladıkları desteklerden dolayı Sayın Bakanımıza şükranlarımı arz ediyor ve özverili emek ve çabalarından dolayı Şura Genel Sekreterimiz Nazım İrfan Tanrıkulu ve çalışma arkadaşlarına çok teşekkür ediyorum.   

Şûra çalışmaları boyunca, komisyonlarda ve Genel Kurulda tartışılacak konular ve iletilecek görüş ve öneriler, eğitim sürecimiz içinde, karar ve icra yönünden çok değerli ve yararlı olacaktır.  Şura Katılımcılarının, düşüncelerini dile getirirken tanımlanmış gündem başlıkları ile sınırlı kalmaları acil çözümler bekleyen eğitim sistemimiz için önem arz etmektedir.

Şûra katılımcılarının; Yüce Önder Atatürk’ün ve Maarif Kongresi ile 1. Heyeti İlmiye Toplantısına katılanların sahip oldukları heyecan ve dinamizmi sürdürerek, 17. Milli Eğitim Şurası’na katkı sağlayacaklarına olan inançla, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

                                                   Prof. Dr. İrfan Erdoğan
                                                              Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı

13.11.2006

Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı © 2008  hakları saklıdır.