|

Kalkınmak ve çağdaş muasır medeniyet
seviyesine ve hatta onun üzerine çıkmak
isteyen toplumların eğitime, dolayısıyla
okullara ihtiyacı vardır. Okullar, okul
öncesi eğitimden yükseköğretime doğru
kademeli olarak sıralanır. Bu
kademelerin temelinde Bakanlık olarak
son derece önemsediğimiz ve oranını
artırmayı hedeflediğimiz okul öncesi
eğitim ve hemen onu takip eden
ilköğretim vardır. Her eğitim kademesi
kendi amaçlarına ulaşabilmek için,
kendinden önceki eğitim kademesinin
amacına ulaşmış olmasını gerekli sayar.
Bu demektir ki; okul öncesi eğitim ve
ilköğretim amacına ulaşmada başarısız
olursa, ortaöğretim ve yükseköğretimin
de başarısız olması kaçınılmazdır.
İlköğretim; temel hayat becerilerinin,
vatandaşlık eğitimine yönelik
becerilerin ve ulusal ve evrensel
değerlerin temellerinin atıldığı önemli
bir aşamadır. Bu anlamda ilköğretim
örgün eğitimin öncelikle toplumun tüm
üyelerinde bulunmasını istediği bilgi,
beceri ve tutumlarını kapsayan genel
eğitimin bir bölümüdür. Programları ve
bunların içerikleri bakımından orta ve
yüksek öğretime göre daha geneldir ve
öğrencilerini seçerek almaz[1]
Bu tanımlara göre ilköğretim; bütün
vatandaşlarımızın Türk millî eğitiminin
temel amaçlarına uygun olarak beden,
zihin, duygu ve ahlâk bakımından
gelişmelerine hizmet eden temel eğitim
ve öğretim aşamasıdır.
222 sayılı “İlköğretim ve Eğitim”
Kanununa göre ilköğretim, 6-14 yaş
grubundaki tüm vatandaşlarımız için
zorunludur ve devlet okullarında
parasızdır. Temel bir insan hakkı olması
ve toplumsal yararının diğer öğretim
kademelerinden fazla olması zorunlu
ilköğretimin parasız olmasının en temel
gerekçesidir. Zorunlu olmasının nedeni
ise ilköğretimin toplumsal bütünleşmenin
gerektirdiği ortak zemini
olmasıdır.
İlköğretim sadece ortaöğretime öğrenci
hazırlayan bir basamak değildir.
İlköğretim aynı zamanda bireyi hayata da
hazırlar. Her ne kadar biz eğitimciler
böyle bir durumu arzulamasak da birey
ilköğretimden sonra çeşitli nedenlerden
dolayı eğitimine devam edemeyebilir.
Öyleyse, ilköğretim bir vatandaşın tek
başına yaşamını sürdürebilmesi, mutlu
olabilmesi, hatta toplumsal kalkınmaya
katkıda bulunabilmesi için bilmesi
gerekenlerin öğrenildiği/öğretildiği bir
öğrenim basamağıdır.[2]
İlköğretimi önemli kılan bir başka neden
de, çocukta üstün yeteneklerin belirmeye
başladığı dönemin ağırlıklı olarak 6-16
yaşları arasında olmasıdır.[3]
Belirli alanlarda üstün yeteneği olan
öğrenciler bu dönemde belirlenip
geliştirilebilir.
Bilginin her geçen gün çoğalması, hızla
yenilenmesi, yeniden üretilmesi,
paylaşılması, kullanılması ve
depolanması; beraberinde içinde
bulunduğumuz çağa, bilgi çağı ya da
bilişim çağı adını vermeyi getirmiştir.
Bunların bilincinde olmayarak
çocuklarını varolan ve gelecek çağın
bilgisi ile donatamayan toplumların
kalkınmaları, hatta varlıklarını
sürdürmeleri imkânsızdır.
Eğitim sistemini bir sacayağına
benzetirsek sacayağının köşelerinde
öğrenci, öğretmen ve program vardır.
Kuşkusuz bunlar bir eğitim sisteminin
olmazsa olmazlarıdır. Her biri hayatîdir
ve önemlidir. Bunların her birinin ayrı
ayrı iyileştirilmesi için Bakanlığımızın
ilgili birimleri çalışma ve gayretlerini
sürdürmektedir. Ancak sizlere kısaca bu
çalıştayın da konusunun bir kısmını
teşkil eden öğretim programları hakkında
özet bilgiler vermek istiyorum.
Dünyada ve ülkemizde son yıllarda
çeşitli alanlarda hızlı bir değişim
yaşanmaktadır. Ülkemizde demografik
yapıda, ailenin niteliğinde, toplumsal
dokuda, tüketim anlayışında, insan
haklarında, bilim ve teknolojide önemli
değişmeler ve gelişmeler gözlenmektedir.
Doğal olarak, bu değişme ve gelişmeler
eğitim sistemine yansıtılması ve
geleceğin dünyasının gerekliliklerinin
algılanabilmesi gerekmektedir. Bu durum
program geliştirme çalışmalarının
dünyada yaşanan değişim ve gelişmeleri
karşılayacak nitelikte yapılması
gereksinimini ortaya çıkarmıştır.
Tam da bu noktada hepinizin bildiği gibi
Bakanlığımız Acil Eylem Planında
“öğretim programlarının çağın
gereklerine uygun, bireyin ve toplumun
ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde
değiştirilmesi ve yenilerinin
hazırlanması” maddesi yer almaktadır. Bu
doğrultuda Bakanlığımızın tüm birimleri
arasında gerçekleştirilen koordinasyon
ile Dünyada ve Türkiye'de konu
alanlarında ve eğitim bilimlerinde
yaşanan gelişmeler doğrultusunda
ilköğretim ve orta öğretim derslerine
ait öğretim programları bütüncül bir
anlayışla yenilenmektedir. Çalışmaların
başlangıcında ve devamında bu anlamda
Dünyadaki program çeşitliliği açısından
literatürü de ihmal etmeyen bir tarama
gerçekleştirilmiştir. Öğrenci merkezli
ve etkinlik tabanlı, çoklu zekâ kuramını
olabildiğince işe koşan bir yaklaşımla
yapılan program geliştirme çalışmaları
çeşitli referans çerçevelerine
oturtulmuştur. Bu anlamda programlarda
ülkemizin tarihsel, kültürel, sosyal ve
ahlakî birikimini motivasyon kaynağı
olarak görülmüş ve Atatürk’ün kurduğu
Türkiye Cumhuriyetinin geliştirilerek
sürdürülmesi ilkesini birinci hedef
olarak ele alınmıştır. Dünyada yaşanan
değişimler ve gelişmeler ikinci referans
noktası olarak alınmıştır. Son yıllarda
Dünyada peş peşe gerçekleştirilen
program hareketleri bu anlamda önem
taşır. Türkiye, Avrupa Birliğine üye
olmayı amaçladığından üçüncü referans
noktası olarak, Avrupa Birliği eğitim
standartları kabul edilmiştir. Ülkemizin
mevcut eğitim özelliklerinin
belirlenmesi, başarı ve
başarısızlıkların değerlendirilmesi ve
ortaya çıkan sonuçlar dördüncü referans
olarak kabul edilmiştir. ÖBBS (Öğrenci
Başarısını Belirleme Sınavı) gibi
ulusal; PISA, TIMMS ve PIRLS gibi
uluslararası araştırmaların ortaya
koyduğu bulgular bu çerçevede ele
alınmıştır.
Çalışmaların birinci ayağında ilköğretim
okulu haftalık ders çizelgesi yeniden
düzenlenmiş ve öğretim programları
yenilenmiştir. İkinci ayağında ise
ortaöğretim programları yer almaktadır.
Hükümetimiz ve Dünya Bankası arasında 28
Nisan 2006 tarihinde imzalanan İkraz
Anlaşması çerçevesinde hayata geçirilen
“Ortaöğretim Projesi” ile genel, mesleki
ve teknik ortaöğretim sistemimizin
yeniden yapılandırılması, kalitesinin
artırılması, programların
geliştirilmesi, yenilenen programlara
göre öğretmenlerin eğitilmesi ve eğitim
ortamlarının donatılması
hedeflenmektedir. Bu doğrultuda
ortaöğretim kurumlarımıza ait derslerin
öğretim programları yenilenmeye devam
etmektedir. Bunların bir kısmı 2005–2006
Öğretim Yılında 9. Sınıflardan
başlayarak kademeli olarak
uygulanmaktadır. Yeni geliştirilen diğer
öğretim programları ise 2008-2009
öğretim yılından itibaren uygulanmak ve
9. sınıflardan başlamak üzere pilotlama
yapılmadan uygulanacaktır.
Yenilenen öğretim programları ile Türk
millî eğitim sisteminde bilişsel ve
yapılandırmacı bir yaklaşıma
geçilmiştir. Bu açıdan bakıldığında
geliştirilen yeni öğretim programları
Dünya ve Türkiye ölçeğinde yaşanan hızlı
değişime uyum sağlayabilecek bir
esnekliğe sahiptir. Yeni yaklaşımla
hazırlanan öğretim programlarında
öğretmen öğrencinin sahip olduğu mevcut
bilgi, beceri, çeşitli yönleriyle
kapasite ve özelliklerini iyi tanır.
Öğrencilerine öğrenmeyi ve düşünmeyi
öğretir. Öğrenmenin değerlendirilmesinde
alternatif ölçme ve değerlendirmeyi ön
plana çıkarır ve sonuçtan çok, sürece
önem verir.
Yenilenen ilköğretim programları ve
bunlara bağlı olarak yazılan ders
kitaplarının değerlendirilerek
sonuçlarının ortaöğretim kademesinde
sürdürülmekte olan çalışmalara bir
referans oluşturması amacıyla düzenlenen
çalıştayın başarılı ve verimli geçmesini
diler, sonuçlarının Türk millî eğitim
sistemine hayırlı olmasını temenni
ederim.
|